BİZİM İŞİMİZ;
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sağlıklı ve güvenli oyun alanları yaratmak ve bizimle alışveriş yapanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamaktır.
Bu amaçla;
Kent mobilyaları sektöründe deneyimli ve konusunda uzman ekiplerle çalışan firmamız kalite, sağlamlık,estetik ilkelerini esas alarak hizmet vermektedir.
Emniyet ve güvenlik esaslarını ön planda tutarak TS-EN 1176 1-2-3-4-5-6-7 belgeleriyle üretim yapan firmamız, tüm ürünlerinde imalat hatalarına karşı 1 yıl yedek parça garantisi vermektedir.
Firmamızın hizmetleri arasında çocuk oyun parkları, çocuk oyun elemanları, oturma bankları, çöp kovaları, aydınlatma direkleri, otobüs durakları, pergole ve kamelyalar, kültür fizik ve spor sahaları bulunmaktadır.
Faaliyet alanlarımız içerisindeki ihtiyaç ve istekleriniz, firmamız tarafından projelendirilerek uygun şartlarda üretilip yerine montajı yapılarak teslim edilmektedir.
Tüm ürünlerimizde elektrostatik fırın boya kullanılmakta olup talebe göre renk seçeneklerimiz mevcuttur.
Her yıl dünyada yüzbinlerce çocuğun oyun elemanlarından yaralandığını, onlarca çocuğun bu yüzden hayata veda ettiğini düşünecek olursak firmamızın ürettiği oyun gruplarının dünya standartlarına uygun TS-EN 1176 1-2-3-4-5-6-7 belgeleriyle emniyet ve güvenlik donanımlı olması tercih sebebidir.
Modern şehirciliğin vazgeçilmez unsurları olan kent mobilyaları ihtiyaçlarınızda buluşarak modern şehirler yaratmak en büyük arzumuzdur.
Önce kalite, emniyet ve güvenlik politikamızdan taviz vermeden değerli siparişlerinizde buluşmak ümidiyle....
ürünlerimizden bazıları
PAZAR GÜNÜ ANNELERİMİZİN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLADIKTAN SONRA 2 AİLE PİKNİK YAPMAYA GİTTİK.PİKNİK PLANIMIZI 1 HAFTA ÖNCESİNDEN KARAR VERMİŞTİK,SEBEP OLARAKTA HEM EĞLENELİM,HEM ÇOCUKLAR UÇURTMA UÇURSUN HEMDE TAVUK TANDIR YAPALIM DEMİŞTİK.
TAVUK TANDIRIDA İNTERNETTE GÖRMÜŞTÜK,HELE YORUMLARI OKUDUKTAN SONRA PİKNİK YAPMAYI DAHA ÇOK İSTEDİK.KASABIMIZ (MERKEZ ET GALERİSİ (İZMİR/URLA NIN EN İYİ VE EN TEMİZ KASABI))ALİ DEN TAVUĞUMUZU ALIP VE TANDIR HAKKINDA BİLGİLER ALDIKTAN SONRA PİKNİĞE GİTTİK.ALDIĞIMIZ BİLGİLER VE İNTERNETTE OKUDUĞUMUZ BİLGİLERLE İŞE KOYULDUK.ÖNCE TAVUĞUMUZU TUZLAYIP YAĞLADIKTAN SONRA PEYNİR TENEKESİNİN İÇİNE GÜZEL BİR ŞEKİLDE YERLEŞTİRDİK VE ATEŞİMİZİ TENEKEMİZİN ETRAFINDA YAKTIK.35-45 DK SONRA TENEKENİN İÇİNDEN ÇIKARDIK.
SONUÇ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR :))
AMA TAVUĞUN ÜSTÜNDEKİ DERİYİ TEMİZLEYİNCE LOKUM GİBİ BİR TAVUK YEDİK.
AÇ KALIRIZ VE YAPAMAYIZ DİYE YANIMIZDA HEM MANGALI HEMDE MANGALLIK TAVUKTA GETİRDİK. EE İŞİ GARANTİYE ALMAK LAZIM.SONUÇTA AÇTA KALABİLİRİZ VE SADECE EKMEK VE SALATADA YİYEBİLİRDİK.TAVUK TANDIRIMIZI YEDİKTEN SONRA KİMSE DOYMAMIŞTI.İLK AKLIMIZA GELEN KASABIMIZIN BİZE BU TAVUK 4 KİŞİYE YETER DEMESİYDİ.BİRAZ ALİNİN KULAKLARINI ÇINLATTIKTAN SONRA ALDIĞIMIZ YEDEK TAVUKLARIDA MANGALDA YAPIP ONLARIDA BİR GÜZEL MİDEYE İNDİRMEK OLDU.

HERKESİN KARNI AÇ OLDUĞUNDAN KİMSENİN AKLINA FOTOĞRAF ÇEKMEK GELMEMİŞTİ.KARNIM DOYDUKTAN SONRA MASADA KALAN SON GÖRÜNTÜYÜ ÇEKELİM DEDİK :))

TAVUK TANDIRIDA İNTERNETTE GÖRMÜŞTÜK,HELE YORUMLARI OKUDUKTAN SONRA PİKNİK YAPMAYI DAHA ÇOK İSTEDİK.KASABIMIZ (MERKEZ ET GALERİSİ (İZMİR/URLA NIN EN İYİ VE EN TEMİZ KASABI))ALİ DEN TAVUĞUMUZU ALIP VE TANDIR HAKKINDA BİLGİLER ALDIKTAN SONRA PİKNİĞE GİTTİK.ALDIĞIMIZ BİLGİLER VE İNTERNETTE OKUDUĞUMUZ BİLGİLERLE İŞE KOYULDUK.ÖNCE TAVUĞUMUZU TUZLAYIP YAĞLADIKTAN SONRA PEYNİR TENEKESİNİN İÇİNE GÜZEL BİR ŞEKİLDE YERLEŞTİRDİK VE ATEŞİMİZİ TENEKEMİZİN ETRAFINDA YAKTIK.35-45 DK SONRA TENEKENİN İÇİNDEN ÇIKARDIK.
SONUÇ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR :))
AMA TAVUĞUN ÜSTÜNDEKİ DERİYİ TEMİZLEYİNCE LOKUM GİBİ BİR TAVUK YEDİK.
AÇ KALIRIZ VE YAPAMAYIZ DİYE YANIMIZDA HEM MANGALI HEMDE MANGALLIK TAVUKTA GETİRDİK. EE İŞİ GARANTİYE ALMAK LAZIM.SONUÇTA AÇTA KALABİLİRİZ VE SADECE EKMEK VE SALATADA YİYEBİLİRDİK.TAVUK TANDIRIMIZI YEDİKTEN SONRA KİMSE DOYMAMIŞTI.İLK AKLIMIZA GELEN KASABIMIZIN BİZE BU TAVUK 4 KİŞİYE YETER DEMESİYDİ.BİRAZ ALİNİN KULAKLARINI ÇINLATTIKTAN SONRA ALDIĞIMIZ YEDEK TAVUKLARIDA MANGALDA YAPIP ONLARIDA BİR GÜZEL MİDEYE İNDİRMEK OLDU.
HERKESİN KARNI AÇ OLDUĞUNDAN KİMSENİN AKLINA FOTOĞRAF ÇEKMEK GELMEMİŞTİ.KARNIM DOYDUKTAN SONRA MASADA KALAN SON GÖRÜNTÜYÜ ÇEKELİM DEDİK :))

Bugün anneler günü
Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun.
Anneler günü aslında bir çocuğun , Anna'nın kendi annesini anmasının bir yolu olarak başlamıştı. 12 yaşındayken 12 Mayıs 1907'de kilisede annesinin anısına bir tören düzenlenmesini sağladı. Takip eden yıl boyunca politikacılara ve rahiplere mektuplar yazarak bugünün gelenekselleştirilmesi isteğinde bulundu. 1908 yılı içinde Mayıs ayının ikinci Pazar gününün Amerika'daki tüm eyaletlerde Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Artık anneler günü resmi bir gün olmuştu.
Ayrıca, günümüzden birkaç yüzyıl önce 1600'lü yıllarda İngilizler arasında "mothering sunday" adı ile, lent döneminin 4. Pazar günü kutlamalar yapılmaya başlandı. Anneler günü 1911 yılına gelindiğinde hemen hemen her ülkede kutlanmaya başlanmıştı. 1914 yılında ABD başkanı Wilson tarafından resmi bir açıklamayla Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak duyuruldu.
Böylece Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının binlerce yıl önce başlattığı gelenek 20. yüzyılın başından itibaren dünya çapında kabul görmüş oldu
Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun.
Anneler günü aslında bir çocuğun , Anna'nın kendi annesini anmasının bir yolu olarak başlamıştı. 12 yaşındayken 12 Mayıs 1907'de kilisede annesinin anısına bir tören düzenlenmesini sağladı. Takip eden yıl boyunca politikacılara ve rahiplere mektuplar yazarak bugünün gelenekselleştirilmesi isteğinde bulundu. 1908 yılı içinde Mayıs ayının ikinci Pazar gününün Amerika'daki tüm eyaletlerde Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Artık anneler günü resmi bir gün olmuştu.
Ayrıca, günümüzden birkaç yüzyıl önce 1600'lü yıllarda İngilizler arasında "mothering sunday" adı ile, lent döneminin 4. Pazar günü kutlamalar yapılmaya başlandı. Anneler günü 1911 yılına gelindiğinde hemen hemen her ülkede kutlanmaya başlanmıştı. 1914 yılında ABD başkanı Wilson tarafından resmi bir açıklamayla Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak duyuruldu.
Böylece Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının binlerce yıl önce başlattığı gelenek 20. yüzyılın başından itibaren dünya çapında kabul görmüş oldu
Son zamanlarda mail kutuma şöyle bir sorular gelmeye başladı. Rapidden (rapidShare) indirmek değişti dosyaları nasıl indiririz. aslında değişen bir şey yok,tek yapmanız gereken verilen kodda ( harf ve rakamlar) bulunan kedileri bulmak.Bulduğunuz kedilere dikkat edelim sadece oturanları download olan yere yazacaz. Size altta bir örnek vereceğim.İnşallah işinize yarar.

Resmin üzerine tıklayarak resimi gerçek boyutlarda görebilirsiniz.
Bıdıklardan aşk tanımları
En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa 'Sence aşk nedir?' diye sormuşlar. Alınan cevaplar, internette hızla dolaşıyor. Cevaplara bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize 'Aşk nedir?' diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar mıydı? Evet, belki kendi aramızda 'Aşk bir sudur iç iç kudur' türünden bir tekerleme yuvarlayıp işin içinden çıkardık ama aşağıdaki türden yargılara ulaşacak verimiz olmadığı gibi, dile getirmeye de utanırdık galiba! Bu arada unutmadan cevapların yanındaki yorumlar da e-posta dünyayı dolaşırken, isimsiz kahramanlarca eklenmiş... İşte cevaplar:
- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce hissettiğimiz şeydir.
- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur.
(Evet yaaa. evet yaaa)
- Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar, o size adınızı söylediği zaman 'benim ne güzel adım var' diye düşünürsünüz...
(Hakikaten! Hiç böyle düşünmemiştim.)
- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır.
(İşte bu en güzeliydi)
- Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona kötü bişey söylememektir.
(Canımm yaa evet öööle, ama...)
- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.
(Daha nasıl anlatılabilir ki?)
- Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona götürüp vermeden önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol etmesidir.
(Bi de illa ki de paylaşmaktır)
- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir.
(Şimdi ağlicam ama, bu da ikinci en güzel tarif)
- 'Senden nefret ediyorum' dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.
(Hadiseyi çabuk kavramış :-))
- Aşk sarılmaktır... Aşk öpüşmektir... Aşk 'hayır' demektir.
(Bu da çabuk çözmüş :-)))
- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir.
(Cidden ağlicam.)
- Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona 'Sen Bruce Willis'ten daha yakışıklısın' demektir. (Kesinlikleeeeeee)
- Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır.
(Yaa off hayır bu çok acımasızca ama :-)))
- Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır.
(eheheheheh seni gidi seni)
- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar.
(Süper tespit)
- Eğer aşık değilseniz 'seni seviyorum'demeyin, ama gerçekten aşıksanız hep 'seni seviyorum'diyin, hem aşıksanız hem de 'seni seviyorum' demiyorsanız çok ayıp.
(Anlayan anlamıştır bile... :-)))
En büyüğü 10 yaşında olan bir grup akıllı bıdığa 'Sence aşk nedir?' diye sormuşlar. Alınan cevaplar, internette hızla dolaşıyor. Cevaplara bakınca anlıyoruz ki, gerçekten çağ atlıyoruz. Çocukluğumuzda bize 'Aşk nedir?' diye sorsalar ne cevap verirdik? Aramızdan cevap verebilen çıkar mıydı? Evet, belki kendi aramızda 'Aşk bir sudur iç iç kudur' türünden bir tekerleme yuvarlayıp işin içinden çıkardık ama aşağıdaki türden yargılara ulaşacak verimiz olmadığı gibi, dile getirmeye de utanırdık galiba! Bu arada unutmadan cevapların yanındaki yorumlar da e-posta dünyayı dolaşırken, isimsiz kahramanlarca eklenmiş... İşte cevaplar:
- Aşk, sevgilimizle aramızda bi sürü kötü şey meydana gelmeden önce hissettiğimiz şeydir.
- Benim anneannem sırtından hasta olmuştu ve eğilemediği için ayak tırnaklarına oje süremiyordu, dedemin de parmakları hasta olmasına rağmen anneannemin ayak tırnaklarına hep oje sürüyordu. Bence aşk budur.
(Evet yaaa. evet yaaa)
- Sizin adınız size aşık olan birinin ağzından daha değişik çıkar, o size adınızı söylediği zaman 'benim ne güzel adım var' diye düşünürsünüz...
(Hakikaten! Hiç böyle düşünmemiştim.)
- Aşk birlikte yemeğe gittiğimiz zaman sevgilimizin kendi kızarmış patateslerini bizim tabağımıza koyması ve bizim tabağımızdan hiçbir şey almamasıdır.
(İşte bu en güzeliydi)
- Aşk, biri sizi ne kadar kırmış olsa da sırf o üzülür diye ona kötü bişey söylememektir.
(Canımm yaa evet öööle, ama...)
- Aşk çok yorgun olduğumuzda bizi gülümseten bişeydir.
(Daha nasıl anlatılabilir ki?)
- Aşk, annemiz babamıza kahve yaptığı zaman ona götürüp vermeden önce kendisinin bir yudum içmesi ve tadının çok güzel olduğunu kontrol etmesidir.
(Bi de illa ki de paylaşmaktır)
- Aşk, sevgilimiz bişey söylüyorsa yılbaşı hediyelerini açmayı bile bırakıp onu dinlemektir.
(Şimdi ağlicam ama, bu da ikinci en güzel tarif)
- 'Senden nefret ediyorum' dediğimiz birine ilerde aşık oluruz.
(Hadiseyi çabuk kavramış :-))
- Aşk sarılmaktır... Aşk öpüşmektir... Aşk 'hayır' demektir.
(Bu da çabuk çözmüş :-)))
- Aşk sevgilimizin her şeyini bildikten sonra bile onunla çok iyi arkadaş olabilmektir.
(Cidden ağlicam.)
- Aşk kocamız çok terliyken ve kötü kokuyorken bile ona 'Sen Bruce Willis'ten daha yakışıklısın' demektir. (Kesinlikleeeeeee)
- Aşk, köpeğinizi bütün gün evde yalnız bıraksanız bile eve döndüğünüzde size koşup bütün suratınızı yalamasıdır.
(Yaa off hayır bu çok acımasızca ama :-)))
- Aşk, Sevgililer Günü kartlarının üzerinde yazan şeyleri sevgilimize soylemek ama başkalarına söylerken yakalanmamaktır.
(eheheheheh seni gidi seni)
- Birine aşıksanız, kirpikleriniz hareket ettikçe gözlerinizin içinden yıldızlar çıkar.
(Süper tespit)
- Eğer aşık değilseniz 'seni seviyorum'demeyin, ama gerçekten aşıksanız hep 'seni seviyorum'diyin, hem aşıksanız hem de 'seni seviyorum' demiyorsanız çok ayıp.
(Anlayan anlamıştır bile... :-)))

Bugün internetten gazetelere bakarken Şota ARVELADZE'nin futbolu bıraktığını okudum.Bir Trabzonsporlu olarak çok üzüldüm ve bizde oynadığı yıllar gözümün önüne geldi.
Trabzonsporda 7 numaralı forması altında oynadığı maçlarda 1 tane bile penaltı atmadan gol kralı olmuş,dünyadaki tek insan.Top cambazımız Şota.Hey gidi günler hey,neydi o çalımları neydi o orta sahadan topu alıp saydırarak sırtı kaleye dönük şekilde vole ile gol atan büyük insan.Çalımladığı topçular topu havalarda ararken kendisi çoktan kaleye gol atmış ve yediği kırmızı kartların hepsinde hakem hatası olan centilmen insan ,
SENİ ÇOK SEVİYORUZ, SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ.
İnşallah teknik drektör olarak seni Trabzonsporun başındada görürüz.
Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış,Dolaşırken bir kahvehaneye girip oturmuş.Herkes birşeyler istiyor.Tıkandı baba çay getir,Tıkandı baba oralet getir vb.
Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.Hele baba anlat bakalım nedir bu Tıkandı baba meselesini?
Hele evlat uzun mesele bu demiş Tıkandı baba.
Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi,
Tıkandı babada peki deyip başlamış anlatmaya
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve herbirinin çeşmesi vardı ve hepsinin çeşmesi akıyordu.Benimkide akıyordu ama diğerlerininkinden daha az akıyordu.Benimkide onlarınki gibi aksa diye içimden geçirdim sonra bir çomak aldım ve başladım oluğu açmaya derken çomak kırıldı ve az akan suyum başladı damlamaya, bu sefer içimden onlarınki kadar akmasada olur yeterki eskisi kadar aksada olur derken oluk tamamen tıkandı ve ben açmaya çalışırken
Cebrail göründü ve tıkandı baba tıkandı uğraşma artık dedi.O gün bu gün adım Tıkandı baba ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı.Şimdi burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyorum der.
Tıkandı babanın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş,çayını içtikten sonra dışarı çıkıp adamlarına;
Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz ve her dilimin altına bir altın koyacaksınız ve buna bir ay devam edeceksiniz der.
Sultan Mahmut'un adamları peki der ve adamları akşama bir tepsi baklavayı Tıkandı babaya getirirler.Tıkandı baba baklavayı görünce bakmış baklava nefis uzun süre baklavada yiyememiştik,şöyle ağız tadıyla yiyelim diye içinden geçirmiş,baklavayı alır almaz tutmuş evin yolunu.
Yolda giderken ben en iyisi bu baklavayı satıp evin ihtiyaçlarını gidereyim demiş ve en işlek yolun kenarına geçip başlamış bağırmaya,
taze baklava,nefis baklava
bu esnada ordan geçen bir yahudi baklavaları beğenmiş,üç aşağı beş yukarı fiyatta anlaşmışlar ve baklavaları satmış.Aldığı para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış,Yahudi baklavaları alıp eve gitmiş,bir dilim alıp yemeye başlamış derken ağzına birşey gelmiş bir bakmış altın diğer dilim diğer dilim derklen her dilimin altında birer altın.Ertesi akşam yahudi tekrar gelirmi diye aynı yere gidip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine Tıkandı babaya bir tepsi baklava getirmişler.Tıkandı baba tepsiyi alıp tekrar aynı yere gidip tepsiyi satıp evin ihtiyaçlarını gidermeyi düşünmüş bakmış yahudi yine orada,yahudi hiç bir şey olmamış gibi,baba baklavan güzeldi birazdaha indirim yaparsan herakşam senden alırım demiş.
Tıkandı babada peki demiş ve anlaşmışlar.Tıkandı babaya her akşam baklava gelmiş ve tıkandı babada her akşam baklavaları yahudiye satmış.
Aradan 1 ay geçmiş ve Sultan Mahmut Tıkandı babayı merak etmiş ve adamlarını alıp Tıkandı babanın yanına gitmiş.Bu sefer tıkandı babanın yanına Sultan kıyafetlerini giyip gitmiş. Gitmiş gitmesine ama tıkandı baba hala çaycılık yapmaktadır.
Tıkandı baba sana baklavalar gelmedimi demiş,
Geldi demiş Sultanım,
Peki neyaptın sen o kadar baklavayı
Efendim satıp evin ihtiyaçlarını karşıladım duacınızım.
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
Anlaşıldı tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
Baba demiş al şurdan küreği daldır hazinenin içine,küreğine nekadar gelirse hepsi senindir demiş.
Tıkandı baba o heyecanla küreğin tersiyle daldırmış hazinenin içine ve çekmiş küreği 1 tane altın küreğin ucunda düştü düşecek,Sultan demiş,
Baba senin buradanda nasibin yok.Sen bizim askerlerle git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış,
Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir taş beğendirin.O taşı nekadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş.Padişahın adamları tamam deyip adamı alıp Üsküdara götürmüşler.
Baba hele beğen bakalım şurdan bir taş demişler, Baba niçin demiş,Askerler hele sen bir beğen bakalım demişler.Baba bu taş yamuk bu taş eğri bu küçük derken beğenmiş büyük bir kaya ve almış eline, ne olacak şimdi bu demiş.
Baba bu taşı nekadar uzak uzağa atarsan bu mesafeyi Padişahımız sana bağışlayacak demiş. Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş babanın kafasına düşmüş ve Tıkandı baba oracıkta ölmüş.
Askerler bu durumu padişaha haber vermişler.
İşte ozaman Sultan Mahmut o meşhur sözü söylemiş;
VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUT
Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.Hele baba anlat bakalım nedir bu Tıkandı baba meselesini?
Hele evlat uzun mesele bu demiş Tıkandı baba.
Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi,
Tıkandı babada peki deyip başlamış anlatmaya
Cebrail göründü ve tıkandı baba tıkandı uğraşma artık dedi.O gün bu gün adım Tıkandı baba ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı.Şimdi burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyorum der.
Tıkandı babanın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş,çayını içtikten sonra dışarı çıkıp adamlarına;
Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz ve her dilimin altına bir altın koyacaksınız ve buna bir ay devam edeceksiniz der.
Sultan Mahmut'un adamları peki der ve adamları akşama bir tepsi baklavayı Tıkandı babaya getirirler.Tıkandı baba baklavayı görünce bakmış baklava nefis uzun süre baklavada yiyememiştik,şöyle ağız tadıyla yiyelim diye içinden geçirmiş,baklavayı alır almaz tutmuş evin yolunu.
Yolda giderken ben en iyisi bu baklavayı satıp evin ihtiyaçlarını gidereyim demiş ve en işlek yolun kenarına geçip başlamış bağırmaya,
taze baklava,nefis baklava
bu esnada ordan geçen bir yahudi baklavaları beğenmiş,üç aşağı beş yukarı fiyatta anlaşmışlar ve baklavaları satmış.Aldığı para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış,Yahudi baklavaları alıp eve gitmiş,bir dilim alıp yemeye başlamış derken ağzına birşey gelmiş bir bakmış altın diğer dilim diğer dilim derklen her dilimin altında birer altın.Ertesi akşam yahudi tekrar gelirmi diye aynı yere gidip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine Tıkandı babaya bir tepsi baklava getirmişler.Tıkandı baba tepsiyi alıp tekrar aynı yere gidip tepsiyi satıp evin ihtiyaçlarını gidermeyi düşünmüş bakmış yahudi yine orada,yahudi hiç bir şey olmamış gibi,baba baklavan güzeldi birazdaha indirim yaparsan herakşam senden alırım demiş.
Tıkandı babada peki demiş ve anlaşmışlar.Tıkandı babaya her akşam baklava gelmiş ve tıkandı babada her akşam baklavaları yahudiye satmış.
Aradan 1 ay geçmiş ve Sultan Mahmut Tıkandı babayı merak etmiş ve adamlarını alıp Tıkandı babanın yanına gitmiş.Bu sefer tıkandı babanın yanına Sultan kıyafetlerini giyip gitmiş. Gitmiş gitmesine ama tıkandı baba hala çaycılık yapmaktadır.
Tıkandı baba sana baklavalar gelmedimi demiş,
Geldi demiş Sultanım,
Peki neyaptın sen o kadar baklavayı
Efendim satıp evin ihtiyaçlarını karşıladım duacınızım.
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
Anlaşıldı tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
Baba demiş al şurdan küreği daldır hazinenin içine,küreğine nekadar gelirse hepsi senindir demiş.
Tıkandı baba o heyecanla küreğin tersiyle daldırmış hazinenin içine ve çekmiş küreği 1 tane altın küreğin ucunda düştü düşecek,Sultan demiş,
Baba senin buradanda nasibin yok.Sen bizim askerlerle git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış,
Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir taş beğendirin.O taşı nekadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş.Padişahın adamları tamam deyip adamı alıp Üsküdara götürmüşler.
Baba hele beğen bakalım şurdan bir taş demişler, Baba niçin demiş,Askerler hele sen bir beğen bakalım demişler.Baba bu taş yamuk bu taş eğri bu küçük derken beğenmiş büyük bir kaya ve almış eline, ne olacak şimdi bu demiş.
Baba bu taşı nekadar uzak uzağa atarsan bu mesafeyi Padişahımız sana bağışlayacak demiş. Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş babanın kafasına düşmüş ve Tıkandı baba oracıkta ölmüş.
Askerler bu durumu padişaha haber vermişler.
İşte ozaman Sultan Mahmut o meşhur sözü söylemiş;
VERMEYİNCE MABUD NEYLESİN SULTAN MAHMUT
ARKADAŞIMIZ MAHMUT NAMI DİYAR MAHO AĞA NIN BUGÜN DOĞUM GÜNÜYDÜ.ARKADAŞLARI OLARAK ONA SÜPRİZ OLSUN DİYE EVDE OKEYE 4. KİŞİYE İHTİYAÇ OLDUĞUNU SÖYLEDİK VE BİZİ KIRMADI. E TABİ BİZDE SÜPRİZ DOĞUM GÜNÜNÜ YAPTIK.MUMLARIN ÜZERİNDE 4 MUM OLDUĞUNA BAKMAYIN ASLINDA ARKADAŞIMIZ 40 YAŞINDA DEĞİL,BİLEREK 3 MUMU AYRI KOYDUK 1 MUMU AYRI. 3 MUM 30 YAPIYO DİĞERİ 1 YANİ 31 YAŞINDA.ALLAH ARKADAŞIMIZA UZUN VE SAĞLIKLI ÖMÜRLER VERSİN.AYRICA BİR EŞ NASİP ETSİN TABİKİ HAYIRLISINI. :)


















